9 Mart 2012 Cuma

KADINLARDA İDRAR KAÇIRMA


Kadınlarda idrar kaçırma genelde iki şekilde görülür, birincisi öksürük, hapşırma, ağır kaldırma, merdiven çıkma gibi fiziksel aktivitelerle karrın içi basıncının artmasına bağlı olarak görülen idrar kaçırma, diğeri ise aniden sıkışmaya bağlı olarak tuvalete yetişememe ve sık idrara çıkma şeklinde görülen ani sıkışma idrar kaçırmasıdır. İlki daha çok ileriki yaşlarda ve doğum yapmış olan kadınlarda görülürken, ikincisi her yaş kadın hastada görülebilmektedir. İlkinde tedavide fiziksel aktivite, kegel egzersizi, kilo verme ve en son aşamada ise ameliyat gerekirken, ikinci tür idrar kaçırmalarda ise daha çok ilaç tedavisi işe yaramaktadır.
Hangi kadında idrar kaçırdığı için ilaç tedavisi, hangisinde ise ameliyat gerektiğine karar vermek oldukça önemlidir. Ameliyat teknikleri oldukça gelişmiştir. Çok kısa süreli ameliyatlar ve hastanede kalış süresi ile yüksek başarılar elde etmek mümkün olmaktadır. Elbette bir çok teknik hastalığın durumuna ve kadının yapısına göre, bir de pelvik organ sarkması olup olmadığına göre yapılabilmektedir. Günümüzde artık TOT (Transobturator Tape) ameliyatı ile yüz güldürücü sonuçlar alabilmekteyiz.

9 Şubat 2012 Perşembe

PROSTAT HASTALARI İÇİN KONFERANS

27 Şubat 2012 tarihinde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde PROSTAT HASTALIKLARI konulu hastalar için eğitim toplantısının konuşmacısı Doç.Dr.Cevdet Kaya olacaktır. Tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz.

7 Şubat 2012 Salı

BEL SOĞUKLUĞU HASTALIĞI (ÜRETRİT)

Bel soğukluğu idrar kanalında, cinsel yolla bulaşan bakterilerin oluşturduğu enfeksiyondur. Karakteristik olarak üretra akıntısı ve idrarda şiddetli yanma şikayeti ile kendini gösterir. Akıntının rengi sarı, yeşilimsi veya gri olabilir. En sık görülen iki bakteri türü Neisseria gonorrhoeae ve Chlamydia trachomatistir. 
Bel soğukluğunun kesin tanısı üretral akıntıdan ya da sürüntüden alınacak olan örneğin laboratuar şartlarında boyanması ile gram (-) diye adlandırdığımız özellikteki bakterilerin ortaya konulmasıdır. Ancak herhangi bir şekilde tanısal testler yapılamadığı durumlarda ise ampirik olarak her iki mikroorganizmayı da kapsayan tedavinin verilmesi en uygun tedavi yöntemidir. Yakın zamanda şüpheli cinsel ilişki öyküsü olan ve penisinden sarı-yeşil renkli akıntısı olan, bunun yanında da idrarda yanması olan erkeklere her türlü ihtimali göz önünde tutarak ikili antibiyotik tedavisi başlamaktayız. Bel soğukluğu geçiren erkekler eğer tedavi edilmezlerse kısırlığa yola açabilen testisin üst kısmında enfeksiyona maruz kalabildikleri gibi aynı zamanda ileriki yaşlarında üretra darlığı ile de baş başa kalabilirler.
Bel soğukluğu bulaşıcı bir hastalıktır ve tedavi edilmeden hele hele korunmasız olarak cinsel ilişkiye girmek oldukça sakıncalıdır. Bu erkeklerin kadın cinsel partnerlerinde de pelvik enflamatuar hastalık ve üretrit gelişebilir.
Dolayısıyla bu hastalarda tedavide aceleci olunmalı ve yüksek riskli hastalar zaman geçirmeden tedavi edilmelidir. Cinsel partnerler de tedavi amacı ile değerlendirilmeli ve yakın takibe alınmalıdır.
Bel soğukluğuna benzer şekilde seyreden ve cinsel yolla bulaşan bir çok hastalık vardır ve bunların tedavisi de birbirinden oldukça farklı olmaktadır. Genital bölgede siğil, lezyon yada büyük yaralara yol açan bakteriler veya virüsler yoluyla bulaşan hastalıkların tanınması oldukça önemlidir. Kondilom, frengi ve herpes enfeksiyonları bunlardan bazılarıdır.
Ülkemizde ise bu olguların çoğunluğu kayıt altına alınamadığı için yeni vaka sayısı bilinmemektedir. Ancak korunmasız ve şüpheli ilişkiler yada birden çok cinsel partnerin olması, enfekte birey ile cinsel ilişkide bulunulması temel risk faktörleridir.
Bel soğukluğunda erken teşhis ve tedavi oluşabilecek her türlü komplikasyonun önüne geçmede temel faktördür. Tedavide olgunun derecesi verdiğimiz antibiyotiğin cinsini, süresinini veya sayısını etkilemektedir. Komplike olmamış olgularda tek doz seftriakson yada sefiksim maddesini içeren antibiyotiğin günde bir defa 400 mg alınması yada seftriaksonun yanında 7 gün boyunca doksisiklin hastalara uyguladığımız tedavi yöntemleridir.








1 Haziran 2011 Çarşamba

HİPOSPADİAS AMELİYATI SONRASI BAKIM ÖNEMLİDİR

Hipospadias onarımından sonra uygulanacak olan ideal pansumanının 2 gün süre ile aralıksız olarak kalması gereklidir. Bunun yanında kolayca çıkartılabilir olması tercih edilir. Her ne kadar birçok pansuman şekli önerilmiş olsa da herhangi bir pansuman yapılmaması da bir alternatif olmaktadır. Özellikle çok karmaşık pansumanlardan kaçınıp sadece antibiyotikli krem uygulamak hastanın konforunu artıracak ve ailenin yükünü azaltacaktır. Bunun yanında alternatif olarak uygulanabilen sandviç tipi pansumanda, cerrahi bölge korunmaya alındıktan sonra penis batın alt kısma yatırılarak bastırılır.
Üriner diversiyon genellikle proksimal ve midpenil hipospadias olgularında tercih edilmektedir. Ancak distal penis olgularında gösterilmiş bir yararından çok cerrahın seçimine bağlıdır. Hakim ve ark. tarafından yapılan çok merkezli çalışmada distal onarım yapılan olgularda post-operatif üretral diversiyon kullanılmasının anlamlı bir fayda sağlamadığı gösterilmiştir. 6-8 French hidrofilik kateterlerin neoüretraya yerleştirilip, daha önceden konulmuş olan ve ameliyat boyunca traksiyon amacı ile kullanılan prolen sütür ile glansa sabitlenmesi sıklıkla uygulanmaktadır Üriner sistem enfeksiyonu oranı açık ve kapalı sistemlerde farklı bulunmadığı için, özellikle bezlenen küçük çocuklarda üretral kateterin uç kısmının açık bırakılıp dıştaki beze boşalması sağlanabilmektedir.

10 Ocak 2011 Pazartesi

KISIRLIK (ERKEK NE KADAR SUÇLU?)

Kısırlık nedir?
Kısırlık, herhangi bir korunma olmaksızın 1 yıl süre ile cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olunamamasıdır. Birçok çiftin yaşadığı bu sorun toplumda %10-15 arasında görülmektedir.
Sperm hücresi nasıl ve hangi organda oluşur?
Erkekte döllenmeyi sağlayan sperm hücreleri testislerde üretilir. Epididim dediğimiz kısımda da olgunlaşır. Ergenlik ile birlikte başlar sperm üretimi. Beyinden salgılanan hormon testosteron salgılanmasına yol açar. Bu hormon da sperm hücrelerinin olgunlaşmasını sağlar.
Sperm hücresi üretimi hangi yaşlarda olur?
Ergenlik ile birlikte başlar ve sağlıklı bir erkete hayatın tüm evrelerinde devam eder, ancak elbette yaşlılık ile beraber gerek sayı gerekse de hareket bozukluğu başlar.
Kısırlıkta erkeğe ait problemler sık mıdır?
Kısırlık erkek ve kadını eşit ölçüde etkiler yani erkek ve kadına ait problemler hemen hemen eşit oranda görülür. Tüm kısırlık (infertilite) olgularının %40’ında erkek, %40’ında ise kadın sorumludur. Geri kalan kısımda ise her ikisine yada ilişkiye bağlı sorunlar görülür.
Erkeklerde kısırlığa yol açan nedenler neler?
Bir çok hastalık yada sebebe bağlı oluşabilir. Spermin üretim bozuklukları, kanallardaki tıkanıklıklar, travma, hormon bozuklukları, varikosel, enfeksiyonlar başlıca sebeplerdir.

30 Aralık 2010 Perşembe

ERKEN BOŞALMA

Erken boşalma genç erkeklerde (40 yaş altı) en sık görülen cinsel problemdir. Şimdiye kadar değişik tanımlamalar yapılmasına rağmen, en basit olarak, ilişkiye giren çiftin isteğinden önce boşalmasıdır. Basit bir sorun gibi görülmesine rağmen birçok ilişkide değişik boyutta sorunlara yol açabilmektedir.
Her erkekte görülen erken boşalma aynı mı?
Erken boşalma cinsel hayata başlanıldığı zamandan beri devam edebilir ve her ilişkide ortaya çıkabilir, ya da başlangıçta böyle bir problemi olmayan ve kadın orgazma ulaşana kadar boşalmayan erkeklerin başka nedenler ile sonradan cinsel hayatın bozulması ile ve erken boşalmanın başlamasıyla da kendini gösterebilir. Bunları biz tıp dilinde birincil ve ikincil olarak adlandırmaktayız.
Ne kadar sürede boşalma erken boşalma sayılır?
Boşalma sürelerine baktığımızda ise kesin bir süre vermek mümkün olmamaktadır. Bazı araştırmalara göre 5 dakika içinde boşalma olması erken sayılırken, bazen 2 dakikada boşalma erken sayılır. Bazen de daha cinsel ilişkiye giremeden yani vajinaya duhul olmadan erkeğin boşalması erken sayılabilmektedir. Bunlardan hangisi olursa olsun, ilişki sırasında kadın daha orgazm olmadan ya da kadın tatmin olmadan erkeğin istemediği bir anda boşalması erken boşalma sayılabilir.
Erken boşalmada kadının rolü nedir?
Uzun zamanda orgazm olan kadınların eşlerinde ise erken boşalma teşhisini koymak çok güçtür. Bu durumda kadındaki orgazm bozukluğunu tedavi etmemiz gerekecektir. Bu durumda erkeği tedavi etmenin bir faydası olmayacaktır. Zaten eşleri birlikte tedavi etmek daha başarılı sonuçlar vermektedir ve biz de bir psikolog ya da psikiyatr eşliğinde uyguladığımız tedavide her iki eşin de bulunmasını isteriz.
Kadınlarda da Cinsel Problemler Yaşanmakta mıdır?
Elbette. Kadınlarda bulunan cinsel sorunlar çok konuşulamadığı için çok da bilinmemektedir. Cinsel problem denilince hemen erkeğin sorunları akla gelmektedir. Halbuki kadınlarda vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı, orgazm bozukluğu, tatmin olamama ve vajinusmus dediğimiz ilişkiye girememe gibi çok ciddi sorunlar görülebilmektedir. Zaten kadında bu sorunlardan birisi veya birkaçı varsa erkekte erken boşalmayı tek başına tedavi etmek yersizdir ve başarılı olamayacaktır.
Sertleşme Bozukluğu ile ilgisi var mı?
Penis sertleşmesi ile boşalma çok farklı şekilde çalışmakta ama birlikte uyum içinde olmak zorundadır. Yani penis sertleşmesi boşalma sonrası biter ardından tekrar boşalma olana kadar sertleşme devam eder. Ancak bir kısım erkekte penis sertleşmesi bozukluğu ile beraber erken boşalma yaşanmaktadır. Dolayısı ile de, bu erkekler hem sertleşmeyi uzun süre sağlayıcı hem de boşalmayı geciktirici şekilde tedavi edilmelidir.
Erken Boşalmanın yaş ile ilgisi var mı?
Genç erkeklerde daha ileri yaşlara göre daha sık görülmektedir. Bunda cinsel tecrübenin etkisi, cinsel eğitim ve kişinin kendini tanıması oldukça büyük rol oynamaktadır.

9 Aralık 2010 Perşembe

SİZDEN GELEN SORULAR?

Soru: Merhaba. Biz dört yıllık evliyiz ve çocuğumuz olmuyor. Eşimin yapılan tahlilleri tamamen normal bulundu. Benim sperm testimde de sperm sayısı 24 milyon; total motilite %56, hızlı hareketli sperm oranı da %0. bulundu. Sizce bu değerler normal mi? Sorun ben de olabilir mi?

Cevap: Evet sperm tahlilinize bakıldığında hızlı bir şekilde ileri hareketli olması gereken sperm hücresi oranının çok düşük olduğu görülmekte. Varikoseliniz olabilir. Bir ürolog arkadaşımıza kontrol olmanızda büyük fayda var.

Soru 1: Hocam babamı prostat kanserinden kaybetmiştik. Ben de 39 yaşındayım. Benim dikkat etmem gereken şeyler var mı? Bende de kanser riski var mı? Geçen gün bir yerde okumuştum. Bizim de ileride muayene olmamız gerekiyor mu?

Cevap: Öncelikle başınız sağ olsun. Prostat kanseri ailesel özellikler taşır. Babasında, amcasında ya da dedesinde prostat kanseri olan erkeklerin bu hastalığa yakalanma riski 4-5 kat daha yüksektir. Dolayısıyla babanızda prostat kanseri öyküsü olduğu için sizin de bu hastalığa karşı önlem olarak normal erkeklere göre daha erken yaşta başvurmanız gereklidir. PSA dediğimiz kan testi ve prostat muayenesi ile yıllık olarak 40 yaşından itibaren kontrol etmemiz gereklidir.


Soru 2: İyi günler doktor bey. Oğlum 8 yaşında. Gece yatağını ıslatması devam ediyor. Eskiye göre azaldı ama gene de haftada 2-3 kere yatağını ıslatıyor. Eşimin de çocukluğunda aynı şikâyeti varmış ama kendiliğinden geçmiş. Bekleyelim mi? Bir taraftan da sürekli çarşaf yıkamaktan bıktım. Kendisi de çok utanıyor. Şimdiden teşekkür ederim.

Cevap: Gece alt ıslatma çocuklar için en büyük sorunlardan birisidir. Her ne kadar zamanla bir kısım çocukta kendiliğinden düzelse de ergenliğe girmiş ya da artık iş hayatına atılmış kimselerde de görebildiğimiz bir rahatsızlık. Sizin en kısa sürede bir üroloji uzmanına başvurup tedavi sürecini başlatmanız gereklidir. Unutulmamalıdır ki, geç tedavi edilmiş alt ıslatma hastalığı, çocukların gelişimini etkileyip kendine güvensizlik, okulda ve sosyal hayatta başarısızlık ve depresyon bulgularına yol açabilmektedir.


Soru 3: Hocam annem 61 yaşında. İdrar kesesinde kanser bulundu ve ameliyat edildi. Kesenin duvarına sıçramamış olduğundan şimdilik kontrol ediliyor. Hocam endoskopi işlemi daha ne kadar sürer? Ne gibi şeylere dikkat etmemiz gerekir?

Cevap: Geçmiş olsun. Mesane kanserinde idrar kesesinin duvarını tutmamış tümörlerde genel yaklaşımımız ilk tedaviyi yaptıktan sonra ilaç tedavisi verip ardından 3 ayda bir, ikinci yılda ise 6 ayda bir defa idrar kesesinin temiz olup olmadığını anlamak için sistoskopi dediğimiz bir işlemi yaparız. Eğer aralarda tümör bulunmaz ise bu sefer yıllık kontrol yaparız. 5 yıl sonra 2-3 yılda bir defa bakmak gerekir. Babanızın dikkat etmesi gereken şey sigaradan uzak durmasıdır. İdrarını fazla tutmaması gereklidir. Eğer prostat şikayeti de varsa bunun da tedavi edilmesi şarttır.


Soru 1: 27 yaşında erkeğim. Daha önce 2 kere bel soğukluğu geçirdim. Tedavisini olmuştum. Gene 1 hafta önce de bel soğukluğu belirtileri başladı. Doktor aynı ilacı yazdı ve kullandım. Bu sırada yaptırdığım testler şu şekilde: CRP 0.164 ve sedimentasyon 9 mm/saat. Benim sorum hocam, bu testler bel sokukluğu testleri midir? Bir de hocam, benim hastalığım acaba müzmin hale mi geldi de sık tekrarlıyor. Önceden ilaçla rahatlardım ama şimdi daha uzun süre ilaç kullandım.
Cevap 1: Bel soğukluğu testi üretral akıntıdan elde edilen sıvının kültürü ile mümkündür. Kanda bakılan sedimentasyon yada CRP dolaylı testlerdir. İkincisi ise bence artık kronik prostat iltihabı gelişmiş durumda. Yani bel soğukluğundan kaptığınız mikroorganizmlar kronik prostat iltihabına yol açmış olabilir. Ancak tedavisi elbette var. Geçmiş olsun

Soru 2: Merhaba. Ben 23 yaşındayım. Sağ böğrümde bıçak saplanır gibi bir ağrı oldu. Dün acile gittim. İdrarımda kanama buldular. Kum döktüğümü söylediler. Ancak ağrı kesici ilaçla rahatladım. Bulantı kusmam da oldu hocam. Röntgen de bir şey gözükmedi. Bu ağrıyı tekrar çekmekten korkuyorum. Ne yapayım?

Cevap 2: Böbrek taşı görülme sıklığı bu mevsimde ve oruç ayında oldukça artıyor. Ağrı oluşturmada taşın boyutu ve yeri oldukça önemlidir. Böbrekten çıkıp üreter dediğimiz idrar kanalına düşen taşlar hem çok şiddetli ağrı yapabilir hem de bulantı ve kusma gibi şikayetlere neden olabilir. Bu durumda bu taşın büyüklüğünü yerini ve herhangi bir tedavi gerekip gerekmeyeceğini gösteren tomografi yada ilaçlı böbrek filmi (IVP) çektirmek gereklidir. En yakınınızdaki bir üroloji doktoruna başvurun. Geçmiş olsun.

Soru 3: Hocam, doğuştan gelen, erkeklik organımın idrar deliği alt kısımda. Yaklaşık iki santim aşağı kaymış durumda. İleride evleneceğim zaman sorun olur mu? Hipospadias gibi bir şey diyorlar. Sizce ameliyat olmalı mıyım? Yardım ettiğiniz için teşekkürler hocam.

Cevap 3: Hipospadias yani doğuştan yarım sünnetli olma durumunda idrar deliği olması gereken yerin daha alt kısmında olur. Bu bazen penisin dip kısmına da yakın olur uç kısmına da. Hipospadiasda temel problem peniste eğrilik olması, idrarı ileriye değil de aşağıya yapma şikayeti ve estetik açıdan kötü görünümdür. Hastalığın ağırlığına göre 1.5-2.5 saat arasında bir sürede idrar deliği uç kısmına taşınır ve en önemlisi de eğrilik düzeltilir. Bunların yanında sizin sorduğunuz gibi, evlilikte ileriye boşalma tam olmayacağı için çocuk sahibi olmanızda sorun yaşayabilirsiniz. Bu konuda detaylı bilgiyi sitemizden (http://www.urolojix.com/) öğrenebilirsiniz. Mutlaka ameliyat gerekir. Geçmiş olsun.

Soru 4: Hocam 41 yaşındayım. Üretra darlığı nedeniyle bir kez ameliyat oldum. Sonrasında idrar akım hızı tekrar azaldı. Ardından da idrarım kesildi, yapamadım. Ameliyat olduğum hastanede sonda da takılamadı. Sonra göbeğimin altından mesaneye farklı bir sonda takıldı. Ameliyat gününü bekliyorum. Çok endişe ediyorum şimdi. Kapalı ameliyatla düzelir mi? Yoksa başka ameliyat gerekir mi?

Cevap 4: Üretra darlığı tahrişe bağlı, travmaya bağlı oluşabileceği gibi idrar yolu iltihabına, sonda takılmasına bağlı da olabilir. Bazen de sonda takılırken zorlanmaya bağlı ciddi darlıklar oluşabilir. Genel olarak 2-3 kez kapalı operasyon yani endoskopik yöntemle tedavi ediyoruz. Eğer darlık nüks ederse bu durumda açık olarak üretroplasti yapıyoruz. Geçmiş olsun.

Soru 1: Sayın Hocam, ben 21 yaşında 185 cm boyunda 66 kiloda bir gencim. Sperm testimde spermatozoid hücresi görülmedi. Çekilen ultrasonda varikosel bulunmadı. Azospermi dedi doktor bey. Hormon değerlerimin de normal olduğunu söyledi. Benim asıl sorunum benden meni hiç gelmiyor. Ne yapmam gerekir? Bunun tedavisi var mı?
Cevap 1: Azospermi yani sperm hücresinin görülmemesi iki sebepten dolayı kaynaklanmaktadır. Birincisi testiste sperm üretiliyor olabilir ancak kanalda tıkanıklık olduğu için dışarıya atılamıyor olabilir. İkincisi testiste sperm üretilemiyor olabilir. Öncelikle Bunu ayırmak gerekir. Bunu da muayene, FSh testi ile ve gerekirse ultrason ile ayırırız. Geçmiş olsun.

Soru 2: Merhaba. 24 yaşında bir erkeğim. Sol karın bölgemde ağrı oluyor. Bir üroloğa gittim. İdrar tahlili ve röntgen istedi. Röntgende o tarafta bir şey gördü idrar tahlilimde de kanama çıktı. İlaçlı böbrek filmi istedi. Filmde her şey normal çıktı. Hiçbir ilaç vermedi. Bu ağrılar devam ediyor ne yapmalıyım? Başka kime başvurabilirim?

Cevap 2: Böğür ya da yan ağrılarının birçok sebebi vardır. Genellikle de birbiri ile karışır. Daha çok hastalarımızın endişesi bu ağrının bir böbrek ağrısı olup olmadığıdır. Kas ağrısı, eklem ağrısı, sinir kökü ağrısı dediğimiz radikülit ve taş düşürme ağrısı hep birbiri ile karışabilmektedir. Bu ağrı için bir dahiliye uzmanına başvurabilirsiniz.

Soru 3: Babam 62 yaşında. Prostat şikayetleri vardı babamın, çekilen ultrasonda prostatı büyümüş çıktı bir de mesanede 3 cm lik yuvarlak bir taş bulundu. Hocam benim sorum ameliyat mı yaptırmak gerekir yoksa taşın ameliyatsız olarak şok dalgasıyla kırılması mı daha uygun olur?

Cevap 3: Mesane taşı ile birlikte prostat büyümesinde yapılacak en iyi tedavi ameliyattır. Çünkü erkeklerde mesane taşları genellikle prostat büyümesine bağlı oluşur. Dolayısı ile sadece taşı kırmak yeterli olmayabilir. Yeniden taş oluşabilir ve kırılan parçalar da kolaylıkla atılamaz. Kaldı ki, mesane taşlarında taş kırma ilk tedavi seçeneği de değildir. Geçmiş olsun.


SORU 1: Sayın hocam 2 yıllık evliyiz. Eşim 30 yaşında, ben de 27. Çocuğumuz olsun istediğimiz için üroloji uzmanına gittik. Doktorumuz eşimde damar genişliği olduğunu söyledi. Normal yolla çocuk sahibi olamayacağımızı aşılama ile olabileceğini söyledi. Eşimin sperm sayısı ve kalitesi düşükmüş. Sperm sayısı 9 milyon. Aşılama ile gebe kalma şansımız var mı?

CEVAP: Varikosel yani testisin toplar damarlarının genişlemesi sperm hücrelerinin öncelikle ileri hareketlerini kısıtlar veya bozar, ardından ise sperm sayısını azaltır. Erkeklerde tedavi edilebilen en önemli kısırlık sebebidir. Varikosel tedavi edilmeden aşılama gibi yardımlı üreme yöntemi denemek çocuk sahibi olma şansınızı azaltır. Dolayısı ile yapılacak bir operasyon çocuk şansınızı artırır. http://www.urolojix.com/. Geçmiş olsun.

SORU: Merhaba, babam 63 yaşında. Her iki böbreğinde kist bulundu. Sağ böbrekteki 60x75 mm, sol böbrekteki 35 mm boyutunda. Doktor herhangi bir ilaç vermedi ve ameliyat için kistlerin büyümesini beklememiz gerektiğini söyledi. Ne yapabiliriz? Neye dikkat etmemiz gerekir? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.

CEVAP: Geçmiş olsun. Basit böbrek kistlerini, çok büyük boyutlara ulaştığında yada yaptığı basıya bağlı ağrıya neden olduğunda tedavi ediyoruz. Bu boyutlardaki basit kistleri genellikle takip ediyoruz. Gene de bu tür kistlerin tümöre dönüşme ihtimali vardır. Bir de böbrek fonksiyonlarını bozmakta olan bir kist ise tedavisi gereklidir.

SORU: Doktor bey, eşim 61 yaşında. İdrarında kanama olduğu için doktora götürmüştük. İdrar kesesinde ur çıktı, kapalı ameliyatla alında. Sonucunda kesenin adelesine geçmediği anlaşıldı. Bunun üzerine ilaç vermeye karar verdiler? Eşim ilacı almak istemiyor. Sondayla idrar kesesine vereceklermiş. Hocam tehlikeli bir tedavi mi? Bu arada söylememize rağmen sigarayı bıraktıramadık eşime. Cevabınızı bekliyorum.

CEVAP: Mesane tümörü özelikle sigara içen insanlarda daha sık gözlenen ve daha kötü seyredebilen bir hastalıktır. Bahsettiğiniz tedaviyi intrakaviter, yani mesane içine, ince bir kateter ile genelde 6 hafta süreyle haftada bir defa veriyoruz. Verdiğimiz tedavi kemoterapi yada immünoterapi dediğimiz bir çeşit aşılama. Elbette bazı yan etkileri olsa da, güvenle tedaviyi tamamlıyoruz. Zaten vermemiz gereken bir ilaç. Hastalığın nüksünü engelliyor. Eşinizin sigarayı bırakması gereklidir. Geçmiş olsun.

SORU: Hocam oğlumu geçen hafta sünnet ettirdim. Hiçbir sorun olmadı. Ancak pipisinin üzerinde iltihap gibi duran sarımsı bir görüntü var. Acaba iltihap mı kaptı? Bize antibiyotik bir şurup verilmedi. Sadece bir merhemi 1 haftadır kullanıyoruz.

CEVAP: Sünnet sonrası bu bahsettiğiniz görünüm daha çok kullandığınız merheme bağlı olabilir. Verdiğimiz merhem yada kremler genelde antibiyotikli ilaçlardır. Dolayısı ile ayrıca bir antibiyotiğe gerek yoktur. Yapmanız gereken şey merhemi artık kullanmayın ve çocuğunuza sık sık duş aldırın. Geçmiş olsun.


Soru 1: Hocam babam 82 yaşında. Geçen sene prostat kanseri teşhisi konuldu ve hormon iğnesi başlandı. Ben şu an 48 yaşındayım. 1-2 senedir sık idrara çıkma şikayetim var. Soğuk havalarda daha çok oluyor bu şikayetim. Şimdiye kadar hiç prostat muayenesi olmadım. Kaç yaşından sonra muayene olmayım? Sık idrara çıkma önemli mi? Prostat başlangıcı mı? Cevaplarsanız memnun oluruz.

Cevap: Babanızda prostat kanseri olduğu için zaman kaybetmeden prostat kontrolünden geçmeniz gerekir. Normalde 50 yaşından sonra senede bir defa yaptığımız prostat muayenesi ve prostat için kan testini, ailede prostat kanseri öyküsü olduğunda 45, hatta bazen 40 yaşından sonra yapmaktayız. İdrara sık çıkmanın birçok nedeni olmasına rağmen, prostat büyümesinin de bir belirtisi olabilir.


Soru 2: İyi günler. Ben 51 yaşındayım. Sertleşme sırasında eğriliğim oluyor. Bu şikayetim 2 senedir var. Organımın dip kısmında elime gelen bir sertlik var ve sertleşince yana doğru eğrilme oluyor. Herhangi bir ağrım yok. Ama ileride bir soruna yol açar mı diye korkuyorum?

Cevap: Peyroni plağı penisin dış kılıfındaki kalsifikasyonlardan yani bir çeşit yaralardan kaynaklanmaktadır ve en büyük belirtileri ele gelen bir sertlik olması, eğrilik ve ağrıya neden olmasıdır. Şikayetin başlamasından itibaren 6 ay süre ile tedavi etmiyoruz. Ardından ilaç tedavisi ile yada bir cerrahi operasyon ile tedavi ediyoruz. Ancak penisteki eğrilik veya ağrınız çok ileri düzeyde değilse takip de edilebilir. Geçmiş olsun.


Soru 3: Hocam 45 yaşındayım. 2 yıl önce işlerim bozuldu ve dükkanı kapattım. Ondan sonra oldu diye düşünüyorum. Ben de cinsel isteksizlik ve sertleşme bozukluğu başladı. Bir kez hastaneye gittim psikolojim için bir ilaç yazdılar ama faydası olmadı bana. Hocam ne yapabilirim?

Cevap 3: Cinsel isteksizlik genellikle psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Sertleşme bozukluğu da psikolojik olabilir ancak altta yatan organik bir neden de olabilir yani bir hastalığa da bağlı olabilir. Onun için başka bir neden olup olmadığını araştırmak için doppler ultrasonografi yaptırmak ve tedaviyi de buna göre ayarlamak gerekmektedir.
Soru 1: Hocam, 12 yaşındaki oğlumun sol yumurtasında bir haftadır ağrı ve şişlik var. Ağrısı kasıklara da vuruyor. İki gün önce sabah ağrıyla uyandı. Hocam bunun sebebi ne olabilir?
Cevap: Testislerde ağrı ve şişlik, testis iltihabından, hidrosel dediğimiz sıvı toplanmasından ve varikosel dediğimiz damar genişlemesinden kaynaklanabilir. Dolayısı ile mutlaka bir üroloji uzmanına muayene ettirin. Önemli bir problem olabilir. Geçmiş olsun.
Soru 2. Doktor bey, benim 7 yaşında bir kızım var. Uzun süredir altını ıslatmıyordu ama 5 gün oldu tekrar başladı. Daha önce de doktora götürdüm, bir ilaç kullandı ama hiçbir faydası olmadı. Uykusu oldukça ağır. Gündüz çişi gelse son ana kadar bekletip yapmıyor. Hocam ne yapmalıyız?

Cevap: Alt ıslatma gece normalden fazla idrar üretimi olması, uyanma güçlüğü olması ve idrar kesesinin aşırı aktif olmasından kaynaklanabilir. Bu yaştaki bir çocuğ umutlaka tedavi etmemiz gerekir. Öncelikle gece normalden fazla olan idrar miktarını azaltmak için ilaç tedavisi veriyoruz. Ancak motivasyon oldukça önemlidir. Öncelikle çocuğu ve sizi bilgilendirip ardından idrar kaçırma açısından motive ediyoruz. Ayrıca işeme alışkanlıklarını da düzeltmemiz gerekiyor.

Soru 3: Hocam ben 17 yaşındayım. Benim bir arkadaşım var. Arkadaşımın geceleri altını ıslatma sorunu var. Abisi de ıslatıyordu ama o 13 yaşında bıraktı. Yardım edebilir misiniz?
Cevap: Ergenlik yaşına kadar iyileşmemiş ya da tedavi edilmemiş alt ıslatması olan hastalar daha küçük çocuklara göre tedaviye daha dirençli olabiliyor. Bazen bu çocuklar bir ilaç tedavisi ile alt ıslatmadan kurtulabiliyor. Bazen de tedavi başarılı olmadığı için ürodinami dediğimiz mesane çalışmasını gösteren ileri tetkiklere ihtiyaç olabiliyor. Ama ne olursa olsun mutlaka tedavisi mümkündür ve zaman kaybedilmeden üroloji uzmanına görünmelisiniz.
Soru 4: Babam 55 yaşında, 1 ay önce kapalı prostat ameliyatı olmuştu. İdrarını yapamadığı için yapılmıştı ameliyat. Şu an çok rahat idrar yapabiliyor. Ama patoloji raporu temiz çıkmadı. Kanser olduğu yazıyor. Hocam tekrar ameliyat mı olması gerekli?

Cevap: Kapalı prostat ameliyatı (TUR) sırasında kesilen doku parçaları patolojiye gider ve nadiren prostat kanseri olarak rapor edilir. Eğer prostat kanseri olarak gelirse doku inceleme sonucu, bu durumda kanserin yaygınlığına bakılır ve az miktarda kanser dokusu varsa takip bile edilebilir. Ama kanser dokusu fazla ise radikal prostatektomi dediğimiz prostatı ve çevre dokularını tamamen çıkardığımız bir operasyon yaparız. Geçmiş olsun.

Soru: İyi günler doktor bey. 31 yaşında bir erkeğim. Mide ağrım oluyordu, hastanede bir ultrason çektirdim. Ultrasonografi sonuçlarımda sol böbrek orta ve alt polde 12 mm çapta kist çıktı. Sağ böbrekte alt ve orta kısımda 9 mm çaplı iki tane kalkül izlenmiştir yazıyor. Bunlar hakkında, bir de tedavisi konusunda bilgi almak istiyorum. Ayrıca hocam mide bulantılarımın bu durumdan kaynaklandığını söylediler. Böyle bir şey olabilir mi? Teşekkür ederim.
Cevap: Böbreklerdeki basit kistler tehlikeli değildir, herhangi bir müdahaleye gerek yok. Sadece belli aralıklarla ultrason çektirmek gerekli. Onun dışında böbreğinizdeki taşlar her an kanala düşüp şiddetli ağrıya sebep olabilir. Böbreğin boşalmasını geciktirebilir. Yaşınız da genç olduğu için taşı kırdırmanız (ESWL-şok dalga tedavisi) gereklidir.

Soru: Hocam iyi çalışmalar. 28 yaşında bir bayanım. Bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyorum. 4 yıl önce böbreğimin çıkışında doğuştan kaynaklanan darlık olduğu için pyeloplasti dediğiniz bir ameliyat olmuştum. Ameliyattan önceki ultrasonumda ikinci dereceden böbrek genişlemesi vardı. Geçen hafta çektirdiğim ilaçlı böbrek filminde genişliğin devam ettiği söylendi. Benim merak ettiğim bu sürede ameliyat fayda etmemiş mi hocam? Böbrek toparlamamış olabilir mi? Ne yapmalıyım? İkinci bir ameliyat mı gerekecek?
Cevap: Böbrek çıkışındaki doğumsal darlıklar ameliyat edilene kadar zaten böbreği oldukça hırpalıyorlar. Yani zaten ciddi bir genişleme oluşturuyorlar. Ameliyat ile o darlığı düzelttiğimizde de idrarın kanala geçişi sağlanıyor ama böbrekteki genişleme tam düzelmiyor. Çünkü yılların izi diyebiliriz. Bu durumda biz de ilaçlı böbrek filmi istemiyoruz ve genellikle ultrason ile takip ediyoruz. İkinci ameliyata gerek yok. Önemli olan böbrek çalışmasında daha da bozulma olmaması. Bir ara sintigrafi dediğimiz böbrek fonksiyon testi yaptırmanız iyi olur.

Soru: Hocam 35 yaşındayım. Geçen ay bir bayan ile birliktelik yaşadım. Penisimde 1-2 gündür sarımtırak ve kötü kokulu bir akıntı var. Çamaşırımı sürekli değiştirmek zorunda kalıyorum. İdrarımı yaparken de sanki jilet işiyormuş derecede yanma ve acıma var. Bunun için ne önerirsiniz hocam. Hangi ilacı kullanmalıyım? Herhangi bir doktora gitmeye çekiniyorum? Acilen yardımcı olursanız sevinirim.
Cevap: Yaşadığınız ilişkide bulaşıcı olan bir hastalık kapmışsınız. Halk arasındaki adıyla bel soğukluğu dediğimiz üretrit geçiriyorsunuz. Acil olarak tedavi olmanız gerekir. Daha sonradan oluşabilecek idrar kanal darlığı, prostat iltihabı, idrar yolu iltihabı ve kısırlık gibi sorunlar oluşmasın diye. Buradan size ilaç ismi söylememiz ve sizin de bunları kullanmanız doğru olmaz. Bundan dolayı size en yakın bir üroloji uzmanına başvurmanız en doğru olandır. Ama acil. Geçmiş olsun.


Soru: İyi günler Cevdet Bey. 22 yaşında bir erkeğim. Yaklaşık bir ay önce böbrekteki taşıma taş kırma yöntemi uygulandı. Birinci haftada taşın bir kısmını düşürdüm. Ardından doktorum ultrasonla baktı. Üreterde bir parça taşın düşmediğini söyledi. Ağrım yok. Bu taş düşer mi? Taşı düşürmek için ne yapmam gerekir?
Cevap: Üreter taşının büyüklüğü önemli. Genellikle 5 mm den küçük taşlar kolaylıkla düşer. Daha büyük taşlar ise kendiliğinden düşmeyebilir. Anladığım kadarı ile sizin taşlarınız düşecek boyutta. Bol bol sıvı alın. Hareketli olun. Düşecektir. Geçmiş olsun.

Soru: Hocam 41 yaşındayım. Korunmak için sperm kanallarını önceden bağlatmıştım. Şimdi ikinci kez bir evlilik yaptım. Yeni eşim çocuk sahibi olmak istiyor. Hocam sperm kanalını tekrar açtırma şansım var mı acaba? Eğer bu şansım yoksa ne yapabiliriz çocuk sahibi olmak için?
Cevap: Vazektomi dediğimiz sperm taşıyan kanalların kesilip bağlanması, kadınlardaki tüp ligasyonu yani bağlanmasına göre daha seyrek yapılan kısa süreli bir operasyondur. Vaz deferens dediğimiz kanalın tekrar birleştirilmesi elbette mümkündür, ancak mikrocerrahi yöntemini gerektirir. Başarı oranı da çok çok yüksek değildir. Dolayısı ile genellikle sizin gibi olan çiftlerde tüp bebek uygulamasını tavsiye ederiz.

Soru: Selamlar hocam. 40 yaşındayım. 10 gün önce sol yumurtamda bir şişlik fark ettim. Ağrı yoktu, bu şişlik giderek büyüdü ve sol yumurtam iyice sertleşti. Biraz ağrı da yapmaya başladı. 3 gün önce devlet hastanesinin aciline başvurdum. Yumurtalık iltihabı denildi. Bir tahlil yapılmadı ama ilaç başlandı. O günden beri iki tane ayrı iğne antibiyotik yaptırıyorum. Ama sertlik biraz daha arttı. Şişlik de. Kötü bir şey olabilir mi? Yoksa ilaçlar mı tesir etmedi?
Cevap: Testislerdeki şişmeye ve sertliğe yol açan birkaç hastalık vardır. Ama en tehlikeli olanı testis tümörüdür. Genç yaşlarda görülür. Ele gelen sertliktir ilk şikayeti ve çoğu zaman ağrı da yapmaz. Kullandığınız antibiyotiğe rağmen, hem de iğne olarak almışınız, şikayetleriniz geçmediğine göre, hatta arttığına göre bu durumda ilk akla gelmesi gereken testis tümörüdür. Bu durumda testis ultrasonu yaptırmanız gereklidir. Ardından da B-HCG ve AFP dediğimiz kan testlerini hemen yaptırmanız gereklidir.
Kemotörapatik İlaç Sisplatin Erkek İnfertilitesine Yol Açıyor
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji ABD tarafından yapılan çalışmada kemoterapi tedavilerinde oldukça sık kullanılan sisplatinin Y kromozomunda bulunan testise özgü protein üzerindeki etkisi araştırıldı. Urology dergisinde çıkan makalede Prof.Dr.Türkeri ve ark. sıçanlar üzerinde yaptıkları deneysel çalışmada, kontrol grubuna kıyasla sisplatin alan deneklerde belirtilen protein ekspresyonunun azalmış olarak bulunduğu ve bunun da erkek infertilitesi için başka bir mekanizma olabileceği belirtildi